Eski Küba büyükelçisi Abascal’dan ‘Ortadoğu’da İmparatorluğun Sonbaharı’ kitabını Barış Yıldırım’la birlikte çevirdik
Söz önce Barış’ta
En sevdiğim dillerden biri İspanyolca. En sevdiğim ülkelerden biri Küba. Bu ikisini bir araya getiren bir kitap önerisi gelince Nota Bene’yi ve Süleyman dostumu kıramadım. Yaz günleri böylece bu güzel dilin ve önemli kitabın gölgesi altında geçti!
Yaklaşık bir senedir elimizde olan ve İkiz Kuleler’den Arap Baharı’na altbaşlığını taşıyan kitabın yükünün daha iri kısmını Süleyman Altunoğlu omuzladı. Kitabı ortadan ikiye ayırıp çeviriye girişmemize rağmen Küba’nın ülkemizde ve çevre ülkelerde bir tür Ortadoğu Temsilcisi gibi çalışan büyükelçi Ernesto Goméz Abascal’la yazışmaları o yürüttü; kitaba yazarın yaptığı eklemeleri ve Türkiye’ye özel olarak yazdığı önsözü o çevirdi; şu aşağıdaki tanıtım yazısı da büyük ölçüde onun elinden çıktı.
Ben kitabın özellikle Arap ülkelerine ve “Arap Baharı” denilegelen tartışmalı sürece dair ilk yarısını çevirdim. Bu bölüm Amerikan “imparatorluğu”nun son yüzyılda kendini bir küresel iktidar olarak kurma sürecini de tarihsel kilometretaşlarıyla ele alıyordu. Abascal’ın temiz diliyle birlikte bu bilgilendirici içerik kitabı çevirmemde önemli bir teşvik oldu.
Kitabın yayınevinin web sitesinden sayfasına şuradan, İdefix sayfasına şuradan erişilebilir. Kitabın içindekileri ve atıf bilgilerini de en aşağıda belirtiyorum. Kitaba dair bilgilere geçmeden önce…
…ve sonra bende
Barış, çevirdiğimiz kitabı ve çevirmenliğimi takdim etmek için öyle çaba gösterdi ki, üzerine birşey söylememek kabalık olacak. Benim kişisel blogum olmadığından değil fakat burada derli toplu dursun diye ben de birkaç söz ekleyim.
Altı yıl önce kronik göz hastalığım için Küba’ya gitme düşüncem vardı. İspanyolca öğrenmeye de bu yüzden başladım. Ne hastalığım iyileşti, ne de Küba’ya gittim. Ama sol bir takdir! olsa gerek ilk çevirim Küba’dan oldu. Gerçi çevirmenlikte yeni değilim. Solun Doğusu çeviri grubuyla birlikte bir ayağımı atmış idim. Bir süredir maişet derdi ile birlikte tümden dahil oldum.
Abascal’ın kitabını içerde Haziran günleri, dışarıda Suriye savaşı yaşanırken çevirdik. Reyhanlı katliamı, Mursi’ye yapılan darbe, THY pilotlarının rehin alınması, Rojava’daki gelişmeler vd. olaylar derken Ortadoğu artık günlük hayatımızın bir parçası oldu. Halk ve aydınlar olarak Ortadoğu’ya karşı geleneksel bir ilgisizliğimiz var. Solun da bunun dışında olduğu pek söylenemez. Bugün acı bir şekilde öğreniyoruz. Kitabın ufkumuzu açacağını düşünüyorum.Kitabın bir özelliği de kendi ülkesinden önce bizde yayınlanmış olması. Kitabın ilk halinde ülkemize dair bir başlık yoktu. Özellikle Gezi-Haziran günlerinden sonra bağımsız bir bölüm şart oldu. Yazar ricamı kırmadı ve geçmiş Türkiye yazılarından da yararlanarak, yeni bir bölüm yarattı.
Ayrı bir yazının konusu fakat yeri gelmişken eklemek gerek; sol olarak yetişmiş insan gücümüze oranla dünya dillerine yaptığımız çeviri, kendi dilimize yaptıklarımızın yanında acınası bir düzeyde.Bu dengeyi yakalayacağımız günlerin umuduyla çevirmenler camiasına hoşbulduk diyorum.
Arka kapaktan: “Diplomat ama iyi yazar…”
Güney sınırımızdan Suriye’ye karşı açılan örtük savaşın sonuçlarını yaşadıkça, Ortadoğu’ya karşı ilgisizliğimiz kırılmaya başladı. Yaşadıklarımız, gördüklerimiz Gezi-Haziran Ayaklanması’nı doğuran sebeplerden biri oldu. Emperyalizmin ve ülkemizdeki ortaklarının sömüremedikleri ülkelerde ‘rejim değişikliği’ planı sürdükçe yaşadığımız acılar artacak. Soldan bir insanın gözüyle Ortadoğu’yu değerlendirme ihtiyacı duyan insanların sayısı artıyor.
35 yıl boyunca, Küba’nın Arap ülkeleri ve Yakındoğu’daki ulusal kurtuluş hareketleri, örgütleri ve partileriyle siyasi ilişkilerden sorumlu diplomatı olarak -bölgede ve Türkiye’de- görev yapan Ernesto Gómez Abascal’ın kitabı, yaşadığımız coğrafyada geçmişten bugüne gelinen noktayı, geleceğe dair kaygıları ve umutları ortaya koyuyor. Fas’ın işgali altında bulunan Batı Sahra’dan, Ortadoğu ülkelerine kadar ülke ülke somut durumu tartışıyor, Arap Baharı isminin yanlışlığını anlatıyor.
Diplomatların ağdalı, uzun ama genelde az şey söyleyen tarzından uzak; kısa, net değerlendirmelerle bilgi birikimini kaleme alan usta bir yazar Abascal.
ABD-Körfez sermayesi-Siyonizm ortaklığı, AKP’nin ‘yeni Osmanlıcılığı’, ülkemizin sol geleneği, Kürt halkının geleceği kitabın işlediği konular arasında.
Bölgemizde emperyalizmin yarattığı öfkeden beslenen İslamcılık, emperyalizmin çıkarları ile halkın öfkesi arasında duruyor. Bu İslamcı kadrolar için de Batı için de bir gerilim nedeni. Mısır darbesi bunun altını çizdi.
Ortadoğu büyük bir pazar ve büyük enerji kaynaklarına sahip. Burada iki eksen oluşuyor. İslamcılar, Siyonistler, bölge ülkeleri, ABD’nin gücünü sınırlayarak gücünü artırmaya çalışan Çin ve Rusya. Abascal bu tabloda ABD’nin sonbaharını, çöküşe doğru gidişini, çok kutuplu bir dünyayı görüyor.
Küba Devrimine genç bir militan olarak katılan, diplomatik görevi boyunca emperyalizme karşı ‘halkların haklı davalarıyla dayanışma ilkesiyle hareket eden’ Abascal, kitabının odağına Suriye’yi oturtmuş durumda. Bölgedeki solun eksiklerini, bölünmüşlüğünü hatırlatmayı bir an olsun bırakmadan ‘gerçek devrimcidir’ sözüne bağlı kalarak, imkanlara ve tehlikelere işaret ediyor.
ABD ve müttefiklerinin, ‘yapıcı kaos’ doktrini, ‘rejim değişikliği’ planları karmaşık gibi görünmekle birlikte, Nazi Propaganda Bakanı Goebbels tarzı yalan propagandayla kitlelerin hareketsiz bırakılmasına dayanıyor. ‘Ortadoğu’da İmparatorluğun Sonbaharı’ yalanların zihnimizde bıraktığı tortuları temizlemede, ‘kapitalist üretim tarzının ve verili durumda ABD’nin çöküş sürecine girmekte olduğunu düşünmek için var olan sebepleri’ değerlendirmede ufkumuzu açacak bir kitap.
Kitabın içindekiler
- Şimdilerdeki Senaryonun Yakın Doğu’daki Öncülleri
- Yeni Amerikan Yüzyılı
- İkiz Kulelerin Yıkılması ve “Terörizme Karşı Savaş”ın Başlaması
- Afganistan’da Eski Müttefikleri El Kaide’ye Karşı Savaş
- Konunun BM’yle Alakası Yok, Irak’a Gireceğiz
- Hizbullah’ın ve Lübnan’ın Yurtsever Güçlerinin Yok Edilmesi Gerekiyor
- Yakın Düşman: Filistinliler
- Yanlış İsim “Arap Baharı” ve Sahra Halkının Mücadelesi. Ya Ne?
- Tunus Halkının Haklı İsyanı
- Mısır’da Olan İsyan mı Yoksa Devrim mi?
- İmparatorluğun Önleyici Saldırısı: Libya’nın Ele Geçirilmesi (Kuzey Afrika)
- Yemen’de Gerçekte Ne oldu?
- Bahreyn, Sömürgecilik ve Emperyalizmin Ajanlarına Karşı Uzun Bir Mücadele
- Suudi Arabistan ve Kuveyt’te Şiiliğin Egemenliği Mümkün mü?
- Katar’ın Büyük Gücünden Doğan Kibri ve Hevesleri
- Sendeleyen Monarşi: Ürdün
- Şam Üzerinden İran’a Doğru
- Türkiye’nin Rolü
- Suriye’deki Savaşın Sonucunun Bölgesel Yansımaları
- Yakındoğu’da Gerçekleşmesi Muhtemel Stratejik Sonuçlar
- Ek 1: Olaylar Kronolojisi
- Ek 2: Referanslar
Ayrıca bakmak isteyebilirsiniz:
- Kitap hakkında Sendika.org’a yazdığım tanıtım yazısı:
“Ortadoğu çok bilinmeyenli bir denklem gibi, olayların bir görünen, gösterilen yüzü bir de asıl açıklaması bulunuyor. Burada kendi açımızdan içinde yaşadığımız coğrafyayı ne kadar tanıdığımız sorusu önem kazanıyor. Ortadoğu’ya karşı geleneksel ilgisizliğimiz bir handikap olsa da yaşadığımız acılar bize öğretmenlik yapıyor, boşluğumuzu hızla dolduruyor.”



One thought on “‘Ortadoğu’da İmparatorluğun Sonbaharı’”