Bitmeyen Kış

Ülke çapında sosyalist bir dergide yayınlanan ilk yazım Vehbi Koç’un ölümü üzerineydi. O zamandan beri yazıyorum. Geçtiğimiz günlerde oğlu Rahmi Koç 90. yaş günü kutlamalarında kovid-19 olunca hatırlatmak yerinde oldu. 2004’te “Zengin olunca ölemiyorsunuz da. O kadar iyi bakıyorlar ki” demişti.

Bir sınıf kırımı olan salgın koşullarında böyle bir kitap önerisi gelince çok fazla direnmedim. Son on yılda farklı yerlerde yayınlanmış/yayınlanmamış yazılarımdan seçtiklerimi derlediğim bu kitap daha önce çeviri ya da kolektif telif kitaplar bir yana ilk kitabım.

Çocuklarımıza emeğimizin el konulmamış kısmıyla birlikte tek bırakabileceğim yazılarım.

Yazdıklarımı yayınlamadan önce hep arkadaşlarıma, dostlarıma, yakın çevreme gösterir okumalarını isterim. Kitabı hazırlarken de böyle oldu. Onların ilgisi, eleştirileri ve katkıları olmasa bu yazılar çıkmazdı. Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Kitabın kapağının çizeri Mine Yörük’e ve düzenlemesinde emeği geçen arkadaşlara ayrıca teşekkür ediyorum.

Yazarken ve düşünürken fikir alışverişinde bulunduğum arkadaşlardan biri de Eren Buğlalılar (blogu için tıklayın) Uzun süreli fikir alışverişlerinin karşılıklı bir tür aşinalık getirdiği ve artık görece az yenilikler getirdiği kuşkusuz söylenebilir. Ancak bununla beraber bir derinlik getirdiği de tartışmasız bir durum. Kitabın arka kapağını Eren yazdı. Ben sözü ona bırakıyorum:

Türkiye’nin 2000’leri, önceki seksen yılının hızlandırılmış özeti gibi geçti. Katliam, suikast, isyan, çözüm süreci, darbe, ekonomik kriz ve daha nicesinin sığdığı uzun bir yirmi yıldı bu. Türkiye AKP’nin elinde bambaşka bir ülkeye dönüştü. Ya da gerçekten öyle mi? AKP neleri değiştirdi ve bu sayede Türkiye’de neyin değişmeden devam etmesini sağladı?

Süleyman Altunoğlu bir kuşağın en güzel yıllarına mal olan bu süreçte başımıza neler geldiğini anlamaya çalışırken, baskı dönemlerini bir gün elbet kendi kendine geçecek uzun bir kışa benzetenlere de çatıyor. AKP iktidarını kışa benzeteceksek, bunun insan eliyle getirilmiş, çığ üstüne çığ düşürerek inşa edilmiş ve halkın elleri baharı getirinceye kadar da bitmeyecek bir kış olduğunu gösteriyor.

Bitmeyen Kış’ın ele aldığı konular da 2000’lerin kendisi kadar çeşitli. Suriye Savaşı’ndan Çözüm Sürecine, Gezi’den referanduma kadar pek çok siyasi gelişme, şehirleşme-mülksüzleşme-işçileşme üçgeninde yaşanan sosyo-ekonomik değişimler ve son yılların en tartışmalı konularından biri olan iletişim teknolojilerinin sınıf mücadelesine yaptığı etkiler Altunoğlu’nun akıcı üslubuyla ele alınıyor.

Hafızamıza da kış gelmesin diyenler için.

Bir Cevap Yazın